diving
A1A2B1B2C1C2
/ˈdaɪvɪŋ/
/ˈdaɪvɪŋ/
GeneralSports
- 1 dalış uncountable
Definition (English)
The activity of swimming underwater, usually with breathing equipment.
Example Sentences
-
We went diving on the coral reef near the island.Adanın yakınındaki mercan resifinde dalışa gittik.
-
He learned diving during a summer holiday by the sea.Dalışı deniz kenarındaki bir yaz tatilinde öğrendi.
GeneralSwimming
- 1 suya atlama, tramplen atlama uncountable
Definition (English)
The sport of jumping into water from a board or platform.
Example Sentences
-
She won a gold medal in diving at the school championship.Okul şampiyonasında suya atlamada altın madalya kazandı.
-
The pool has a separate deep area for diving.Havuzun suya atlama için ayrı, derin bir bölümü var.
Collocations
Phrases 13
See all- diving boardn.atlama tahtası
- diving maskn.dalış maskesi
- diving welln.atlama havuzu, dalış havuzu
- cage divingn.kafes dalışı
- cliff divingn.uçurum dalışı
- free divingn.serbest dalış
- high divingn.yüksek dalış
- platform divingn.kule atlama, platformdan atlama
- scuba divingn.tüplü dalış
- shark divingn.köpekbalığı dalışı, köpekbalıklarıyla dalış
- springboard divingn.tramplen atlama, tramplenden dalış
- sync divingn.senkronize atlama
- synchronized divingn.senkronize atlama, senkronize dalış