disorder
A1A2B1B2C1C2
/dɪˈsɔrdər/
/dɪˈsɔːdə/
-
1
düzensizlik, dağınıklıkuncountable
A state of confusion or untidiness; a lack of order.
-
She regretted the party after seeing the room's disorder.Odanın düzensizliğini görünce partiye pişman oldu.
-
His papers were in complete disorder.Kâğıtları tamamen dağınıktı.
-
-
2
bozukluk, rahatsızlıkcountable or uncountable Medical
An illness or condition that stops the body or mind from working normally.
-
He suffers from a sleep disorder.Uyku bozukluğu var.
-
Anxiety is a common mental disorder.Kaygı yaygın bir ruhsal bozukluktur.
-
-
3
kargaşa, asayişsizlikuncountable
Violent or noisy behaviour by a crowd of people in public.
-
The police were called to deal with the public disorder.Polis, sokaktaki kargaşayla ilgilenmek için çağrıldı.
-
The match ended in disorder when fans ran onto the pitch.Taraftarlar sahaya girince maç kargaşa içinde sona erdi.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 15
See all- anxiety disordern.anksiyete bozukluğu, kaygı bozukluğu
- binge eating disordern.tıkınırcasına yeme bozukluğu, aşırı yeme bozukluğu
- developmental coordination disordern.gelişimsel koordinasyon bozukluğu
- eating disordern.yeme bozukluğu
- genetic disordern.genetik bozukluk, kalıtsal hastalık
- language disordern.dil bozukluğu
- mental disordern.ruhsal bozukluk, zihinsel bozukluk
- panic disordern.panik bozukluğu
- personality disordern.kişilik bozukluğu
- REM behaviour disordern.REM davranış bozukluğu
- rumination disordern.geviş getirme bozukluğu, ruminasyon bozukluğu
- sensory processing disordern.duyusal işlemleme bozukluğu
- shift work disordern.vardiyalı çalışma bozukluğu
- sleep disordern.uyku bozukluğu