curl
A1A2B1B2C1C2
/kɜrl/
/kɜːl/
-
1
bukle, lülecountable or uncountable
A piece of hair that grows or is shaped in a curved, round form.
-
Her hair had a natural curl.Saçları doğal olarak dalgalıydı.
-
A curl of hair fell across her forehead.Alnına bir bukle saç düştü.
-
-
2
kıvrım, halkacountable
Something with a curved or spiral shape.
-
A thin curl of smoke rose from the chimney.Bacadan ince bir duman halkası yükseliyordu.
-
The dry leaf had turned into a small brown curl.Kuru yaprak küçük, kahverengi bir kıvrım hâline gelmişti.
-
-
3
kıvırmak, kıvrılmak
To form into a spiral or coil shape.
-
She likes to curl her hair for special occasions.Özel günler için saçını kıvırmayı sever.
-
The smoke began to curl upwards into the air.Duman yukarı doğru kıvrılmaya başladı.
-