crystallize
A1A2B1B2C1C2
/ˈkrɪstəˌlaɪz/
/ˈkrɪstəˌlaɪz/
- 1 kristalleşmek, (bal vb.) şekerlenmek
- 2 belirginleşmek, netleşmek, somutlaşmak
Definition (English)
- To form into crystals.
- To become clear and definite.
Example Sentences
-
Salt crystallizes as the seawater evaporates.Deniz suyu buharlaştıkça tuz kristalleşir.
-
Honey can crystallize if you keep it in a cold place.Bal soğuk bir yerde saklanırsa şekerlenebilir.
-
His ideas began to crystallize into a plan.Fikirleri bir plana dönüşerek belirginleşmeye başladı.
-
Her vague doubts slowly crystallized into a firm decision.Belirsiz şüpheleri yavaş yavaş netleşip kesin bir karara dönüştü.
Verb Forms Regular
Base
crystallize
/ˈkrɪstəˌlaɪz/
Past
crystallized
/ˈkrɪstəˌlaɪzd/
Participle
crystallized
/ˈkrɪstəˌlaɪzd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dcrystallize → crystallized
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /z/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. crystallized /ˈkrɪstəˌlaɪzd/
Synonyms
Antonyms
Collocations
crystallize outcrystallize from solutioncrystallize sugarcrystallize ideascrystallize a plan