crusty
A1A2B1B2C1C2
/ˈkrʌsti/
/ˈkrʌsti/
General
- 1 kabuklu, gevrek kabuklu, sert kabuklu
Definition (English)
Having a hard outer layer or surface.
Example Sentences
-
I love the crusty bread from the bakery.Fırından çıkan gevrek kabuklu ekmeği çok seviyorum.
-
The pie had a golden, crusty top.Payın üzeri altın rengi ve sert kabukluydu.
Informal
- 1 huysuz, aksi, hırçın
Definition (English)
Of an older person: easily annoyed and unfriendly, often in a gruff way.
Example Sentences
-
A crusty old man shouted at the children to keep quiet.Huysuz yaşlı bir adam çocuklara sessiz olmaları için bağırdı.
-
Behind his crusty manner, he was a kind and generous neighbour.Aksi tavırlarının ardında nazik ve cömert bir komşuydu.