crash
A1A2B1B2C1C2
/kræʃ/
/kræʃ/
-
1
kaza, çarpışmacountable
An accident, especially one involving a vehicle.
-
Nobody was badly hurt in the car crash.Araba kazasında kimse ağır yaralanmadı.
-
The crash happened on a wet road late at night.Kaza gece geç saatte ıslak bir yolda oldu.
-
-
2
çökmecountable Computer Science
A sudden failure of a computer program or system.
-
The program will crash if you do that.Bunu yaparsan program çöker.
-
There was a major system crash yesterday.Dün büyük bir sistem çökmesi yaşandı.
-
-
3
şangırtı, gümbürtücountable
A sudden and loud noise made by something breaking or falling.
-
The crash of the waves was soothing to hear.Dalgaların çarpması duymak için rahatlatıcıydı.
-
I heard a loud crash coming from the kitchen.Mutfaktan gelen yüksek bir gürültü duydum.
-
-
4
çöküşcountable Finance
A sudden large fall in the value of shares or prices.
-
Many people lost their savings in the stock market crash.Borsa çöküşünde birçok kişi birikimlerini kaybetti.
-
Experts warned that a housing crash could happen soon.Uzmanlar yakında konut piyasasında bir çöküş yaşanabileceği konusunda uyardı.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 11
See all- crash axen.acil durum baltası, kurtarma baltası
- crash coursen.hızlandırılmış kurs, yoğun kurs
- crash crewn.kurtarma ve yangınla mücadele ekipleri, havalimanı itfaiyesi
- crash detectionn.çarpışma tespiti, kaza algılama
- crash landingn.zorunlu iniş
- crash padn.geçici kalacak yer, geçici konaklama yeri
- crash positionn.çarpışma pozisyonu, darbe pozisyonu
- crash survivable memoryn.çarpmaya dayanıklı bellek
- crashv.çarpmak, çökmek
- app crashn.uygulama çökmesi
- sugar crashn.şeker düşmesi, şeker düşüşü