conscious
A1A2B1B2C1C2
/ˈkɑnʃəs/
/ˈkɒnʃəs/
-
1
bilinci açık, kendinde
Awake and able to understand what is happening around you.
-
He became fully conscious after the difficult operation.Zor geçen ameliyattan sonra tamamen kendine geldi.
-
The driver was still conscious when the ambulance arrived.Ambulans geldiğinde sürücünün bilinci hâlâ açıktı.
-
-
2
farkında, (bir şeyin) bilincinde
Aware of something; noticing or realizing something.
-
She was conscious of the fact that everyone was watching her.Herkesin onu izlediğinin farkındaydı.
-
I was conscious of a strange smell in the room.Odadaki tuhaf bir kokunun farkındaydım.
-
-
3
bilinçli, kasıtlı
Done deliberately, with full awareness of what you are doing.
-
She made a conscious decision to spend less money.Daha az para harcamak için bilinçli bir karar verdi.
-
He made a conscious effort to speak more slowly.Daha yavaş konuşmak için bilinçli bir çaba gösterdi.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
conscious mindconscious decisionconscious effortconscious choiceconscious statefully conscious
Phrases 9
See all- conscious consumern.bilinçli tüketici
- conscious parentingn.bilinçli ebeveynlik, farkında ebeveynlik
- conscious sedationn.bilinçli sedasyon, hafif sedasyon
- calorie-consciousadj.kaloriye dikkat eden
- class-consciousadj.sınıf farklarına duyarlı, sınıf bilinci güçlü
- cost-consciousadj.masraftan kaçınan, hesaplı
- feel self-conscious about somethingcolloc.bir şey yüzünden utanıp çekinmek
- safety-consciousadj.güvenliğe özen gösteren
- self-consciousadj.çekingen, sıkılgan