clarify
A1A2B1B2C1C2
/ˈklɛrəˌfaɪ/
/ˈklærɪˌfaɪ/
General
- 1 açıklığa kavuşturmak, netleştirmek
Definition (English)
To make something easier to understand by explaining it in more detail.
Example Sentences
-
The professor clarified the complex theory during the lecture.Profesör ders sırasında karmaşık teoriyi açıkladı.
-
Could you clarify your last point, please?Son söylediğinizi biraz açar mısınız lütfen?
GeneralCooking
- 1 berraklaştırmak, durultmak
Definition (English)
To make a liquid clear by removing solid substances from it.
Example Sentences
-
Heat the butter gently to clarify it.Tereyağını berraklaştırmak için hafifçe ısıtın.
-
Egg whites are sometimes used to clarify soup.Çorbayı durultmak için bazen yumurta akı kullanılır.
Verb Forms Regular
Base
clarify
/ˈklɛrəˌfaɪ/
Past
clarified
/ˈklɛrəˌfaɪd/
Participle
clarified
/ˈklɛrəˌfaɪd/
Spelling rule
Consonant + y: y → ‑iedclarify → clarified
Fiil sessiz harf + y ile bittiği için y düşer, yerine -ied gelir. (Sesli harf + y ile bitenlerde y kalır: play → played.)
Same rule: study → studied · try → tried · carry → carried
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil sesli bir sesle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. clarified /ˈklɛrəˌfaɪd/
Synonyms
Antonyms
Collocations
clarify meaningclarify pointclarify questionclarify issueclarify statementclarify doubts