carrier
A1A2B1B2C1C2
/ˈkæriər/
/ˈkærɪə/
-
1
taşıyıcı, havayolu şirketi, taşımacılık şirketicountable Aviation
A company that carries passengers or goods, especially an airline.
-
The national carrier added three new routes this summer.Ulusal havayolu şirketi bu yaz üç yeni hat ekledi.
-
Low-cost carriers have made air travel much cheaper.Düşük maliyetli taşıyıcılar hava yolculuğunu çok daha ucuz hâle getirdi.
-
-
2
hastalık taşıyıcısı, portörcountable Medical
A person or animal that can pass a disease to others, often without being ill.
-
She is a carrier of the virus but has no symptoms.Virüsün taşıyıcısı ama hiçbir belirtisi yok.
-
Mosquitoes are carriers of several serious diseases.Sivrisinekler birkaç ciddi hastalığın taşıyıcısıdır.
-
-
3
mobil operatör, GSM operatörücountable Telecommunications
A company that provides mobile phone service.
-
I'm thinking of switching mobile carriers.Mobil operatör değiştirmeyi düşünüyorum.
-
Which carrier offers the best coverage?Hangi operatör en iyi kapsama alanını sunuyor?
-
-
4
uçak gemisicountable Naval
An aircraft carrier: a large ship that aircraft can take off from and land on.
-
Pilots train for years before they can land on a carrier.Pilotlar bir uçak gemisine inebilmek için yıllarca eğitim alır.
-
The carrier stayed in port for repairs for two months.Uçak gemisi onarım için iki ay limanda kaldı.
-
Synonyms
Collocations
Phrases 12
See all- carrier strike groupn.uçak gemisi vurucu grubu
- Air Carrier Access Actn.Hava Taşıyıcı Erişim Yasası
- aircraft carriern.uçak gemisi
- baby carriern.bebek taşıyıcı, kanguru
- Flag carriern.bayrak taşıyıcı havayolu, ulusal havayolu
- insurance carriern.sigorta şirketi, sigortacı
- legacy carriern.geleneksel havayolu, köklü havayolu
- Low-cost carriern.düşük maliyetli havayolu, ucuz havayolu
- mail carriern.posta görevlisi, postacı
- national carriern.ulusal havayolu şirketi
- people carriern.minivan, çok amaçlı araç
- regional carriern.bölgesel havayolu, bölgesel taşıyıcı