bone
A1A2B1B2C1C2
/boʊn/
/bəʊn/
GeneralCooking
- 1 (etin) kemiklerini ayıklamak, (balığın) kılçıklarını ayıklamak
Definition (English)
To take the bones out of meat or fish before cooking it.
Example Sentences
-
Ask the butcher to bone the chicken for you.Kasaptan tavuğun kemiklerini senin için ayıklamasını iste.
-
She carefully boned the fish before serving it to the children.Çocuklara servis etmeden önce balığın kılçıklarını dikkatlice ayıkladı.
Verb Forms Regular
Base
bone
/boʊn/
Past
boned
/boʊnd/
Participle
boned
/boʊnd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dbone → boned
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /n/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. boned /boʊnd/
Synonyms
debonefillet
Collocations
bone a chickenbone a fisha boned leg of lambbone up on something
Phrases 18
See all- bone brothn.kemik suyu
- bone conductionn.kemik iletimi
- bone densityn.kemik yoğunluğu
- bone foldern.kemik katlayıcı
- bone graftn.kemik grefti
- bone lossn.kemik kaybı
- bone marrown.kemik iliği
- bone scann.kemik sintigrafisi, kemik taraması
- bonen.kemik, kılçık
- bone-anchoredadj.kemiğe sabitlenmiş, kemik ankrajlı
- bone-inadj.kemikli
- brow bonen.kaş kemiği
- chill to the boneidiomiliklerine kadar üşümek, kemiklerine kadar işleyen bir soğuk hissetmek
- flat bonen.yassı kemik