bone
A1A2B1B2C1C2
/boʊn/
/bəʊn/
- 1 kemik
- 2 kılçık
Definition (English)
- One of the hard white parts that form the skeleton of a human or animal.
- A small bone found in fish.
Example Sentences
-
He broke a bone in his leg while playing football.Futbol oynarken bacağındaki bir kemiği kırdı.
-
Be careful, this fish has many bones.Dikkatli ol, bu balığın çok kılçığı var.
Collocations
Phrases 18
See all- bone brothn.kemik suyu
- bone conductionn.kemik iletimi
- bone densityn.kemik yoğunluğu
- bone foldern.kemik katlayıcı
- bone graftn.kemik grefti
- bone lossn.kemik kaybı
- bone marrown.kemik iliği
- bone scann.kemik sintigrafisi, kemik taraması
- bonev.(etin) kemiklerini ayıklamak, (balığın) kılçıklarını ayıklamak
- bone-anchoredadj.kemiğe sabitlenmiş, kemik ankrajlı
- bone-inadj.kemikli
- brow bonen.kaş kemiği
- chill to the boneidiomiliklerine kadar üşümek, kemiklerine kadar işleyen bir soğuk hissetmek
- flat bonen.yassı kemik