blade
A1A2B1B2C1C2
/bleɪd/
/bleɪd/
-
1
bıçak, bıçak ağzıcountable
The sharp, cutting part of a knife, sword, or razor.
-
The sharp blade of the knife cut through the fruit effortlessly.Bıçağın keskin ağzı meyveyi zahmetsizce kesti.
-
Be careful, the blade of this razor is very sharp.Dikkat et, bu tıraş bıçağı çok keskin.
-
-
2
pala, kanatcountable
A flat, wide part of a propeller, oar, or fan.
-
The helicopter's blades spun quickly, lifting it into the air.Helikopterin palaları hızla dönerek onu havaya kaldırdı.
-
One of the fan blades is broken.Vantilatörün kanatlarından biri kırık.
-
-
3
çimen yaprağı, ot yaprağıcountable
A single thin leaf of grass.
-
A single blade of grass was growing through the crack.Çatlaktan tek bir çimen yaprağı çıkıyordu.
-
The morning dew shone on every blade of grass.Sabah çiyi her çimen yaprağının üzerinde parlıyordu.
-
Collocations
Phrases 25
See all- blade anglen.pervane kanat açısı
- blade damagen.kanatçık hasarı, pala hasarı
- blade dovetailn.kanat kırlangıç kuyruğu, kırlangıç kuyruğu kanat kökü
- blade driftn.kanat kayması
- blade grindern.bıçaklı öğütücü
- blade mapn.kanatçık haritası
- blade pitchn.pala açısı, pervane hatvesi
- blade runnern.bıçak koşucusu, protez bacakla koşan sporcu
- blade tip clearancen.kanat ucu boşluğu, kanat ucu açıklığı
- compressor bladen.kompresör kanadı, kompresör kanatçığı
- double bladen.çift palalı kürek
- double-blade paddlen.çift palalı kürek
- fan bladen.fan kanadı, vantilatör kanadı
- HPT bladen.yüksek basınç türbini kanadı, HPT kanadı