bearing
A1A2B1B2C1C2
/ˈbɛrɪŋ/
/ˈbeərɪŋ/
-
1
duruş, tavıruncountable
The way someone stands or behaves.
-
He had a confident bearing.Kendine güvenen bir duruşu vardı.
-
Her calm, dignified bearing impressed everyone in the room.Sakin ve ağırbaşlı duruşu odadaki herkesi etkiledi.
-
-
2
ilgi, alakauncountable
A connection or relevance to something.
-
This has no bearing on the case.Bu durumun davayla bir ilgisi yok.
-
Your age has no bearing on your ability to learn a language.Yaşının dil öğrenme yeteneğinle hiçbir ilgisi yok.
-
-
3
kerteriz, yöncountable Navigation
The direction of something, measured as an angle from north.
-
The radar showed another ship on a bearing of 090 degrees.Radar, 090 derece kerterizde başka bir gemi gösterdi.
-
We lost our bearings in the thick fog.Yoğun siste yönümüzü kaybettik.
-
-
4
rulman, yatakcountable Mechanical Engineering
A part of a machine that lets another part turn or move smoothly.
-
The noise was coming from a worn wheel bearing.Ses aşınmış bir teker rulmanından geliyordu.
-
The mechanic replaced the bearings in the engine.Tamirci motordaki yatakları değiştirdi.
-
Synonyms
Collocations
Phrases 11
See all- bearing capacityn.taşıma kapasitesi, zemin taşıma gücü
- bearing defect frequencyn.rulman kusur frekansı, yatak arıza frekansı
- bearing offn.taş toplama, pul toplama
- load-bearingadj.taşıyıcı, yük taşıyan
- load-bearing walln.taşıyıcı duvar, yük taşıyan duvar
- magnetic bearingn.manyetik kerteriz
- main bearingn.ana yatak
- relative bearingn.nispi kerteriz, bağıl kerteriz
- spherical bearingn.küresel yatak, küresel mafsal yatağı
- taper roller bearingn.konik makaralı rulman
- thrust bearingn.itme yatağı, eksenel yatak