baby
A1A2B1B2C1C2
/ˈbeɪbi/
/ˈbeɪbi/
Informal
- 1 (birine) bebek muamelesi yapmak, (birini) şımartmak
Definition (English)
To treat someone with too much care, as if that person were a small child.
Example Sentences
-
Stop babying him; he's old enough to cook for himself.Ona bebek muamelesi yapmayı bırak, kendi yemeğini yapacak yaşta.
-
My grandmother still babies me when I visit.Ziyaretine gittiğimde babaannem beni hâlâ şımartıyor.
Verb Forms Regular
Base
baby
/ˈbeɪbi/
Past
babied
/ˈbeɪbid/
Participle
babied
/ˈbeɪbid/
Spelling rule
Consonant + y: y → ‑iedbaby → babied
Fiil sessiz harf + y ile bittiği için y düşer, yerine -ied gelir. (Sesli harf + y ile bitenlerde y kalır: play → played.)
Same rule: study → studied · try → tried · carry → carried
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil sesli bir sesle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. babied /ˈbeɪbid/
Phrases 34
See all- baby back ribn.domuz sırt kaburgası, sırt kaburgası
- baby birdn.yavru kuş
- baby blueadj.bebek mavisi
- baby bluesidiomlohusalık hüznü, doğum sonrası hüzün
- baby Botoxn.bebek botoks
- baby brainidiomhamilelik unutkanlığı, gebelik dalgınlığı
- baby bumpn.hamile karnı, belirginleşen karın
- baby carriern.bebek taşıyıcı, kanguru
- baby changen.bebek bakım masası, alt değiştirme masası
- baby foodn.bebek maması, çocuk maması
- baby gaten.bebek kapısı, bebek güvenlik kapısı
- baby leafn.bebek yaprak, genç yaprak
- baby ledadj.bebeğin yönlendirdiği, bebek liderliğinde
- baby led weaningn.bebek liderliğinde ek gıdaya başlama, bebek liderliğinde beslenme