airborne
A1A2B1B2C1C2
/ˈɛrˌbɔrn/
/ˈeəbɔːn/
GeneralAviation
- 1 havada, uçuşta olan
Definition (English)
Flying or suspended in the air.
Example Sentences
-
The paratroopers were airborne for only a few minutes.Paraşütçüler sadece birkaç dakika havada kaldılar.
-
All passengers must remain seated while the aircraft is airborne.Uçak havadayken tüm yolcuların oturması gerekmektedir.
General
- 1 havada taşınan, hava yoluyla yayılan
Definition (English)
Carried through the air, used of dust, seeds or germs.
Example Sentences
-
The pollen was airborne and caused many people to sneeze.Polen havada uçuşuyordu ve birçok insanın hapşırmasına neden oluyordu.
-
The virus is airborne and spreads easily in crowded rooms.Virüs hava yoluyla yayılıyor ve kalabalık odalarda kolayca bulaşıyor.
Synonyms
Antonyms
Collocations
airborne particlesairborne diseaseairborne troopsairborne infectionairborne transmissionairborne dust