grounded
A1A2B1B2C1C2
/ˈgraʊndɪd/
/ˈgraʊndɪd/
-
1
ev cezalı, ev cezası almış
Punished by being forbidden to go out with friends.
-
He's grounded for a week because he came home late.Eve geç geldiği için bir hafta ev cezalı.
-
If you fail the test again, you'll be grounded all summer.Sınavdan yine kalırsan bütün yaz ev cezalı olursun.
-
-
2
ayakları yere basan, aklı başında
Having a sensible and serious attitude.
-
She's very grounded for her age and rarely panics.Yaşına göre çok ayakları yere basan biri ve nadiren paniğe kapılır.
-
Despite his sudden fame, he stayed grounded and humble.Ani şöhretine rağmen ayakları yere basan, alçakgönüllü biri olarak kaldı.
-
-
3
uçuştan men edilmiş, uçuş yasağı almış Aviation
(Of an aircraft or pilot) not allowed or not able to fly.
-
The aircraft stayed grounded until the engine was inspected.Uçak, motor incelenene kadar uçuştan men edilmiş halde kaldı.
-
The pilot was grounded after failing his medical examination.Pilot, sağlık muayenesinden geçemeyince uçuştan men edildi.
-
Synonyms
down-to-earthlevel-headed
Collocations
be groundedgrounded for a weekkeep someone groundedstay groundedgrounded aircraft