water table
A1A2B1B2C1C2
/ˈwɔtər ˈteɪbəl/
/ˈwɔːtə ˈteɪbəl/
GeneralScience
- 1 su tablası, yer altı suyu seviyesi uncountable
Definition (English)
The upper level of the zone of saturation in the ground, where all pores are filled with water.
Example Sentences
-
The water table rose three metres after a wet winter.Yağışlı bir kıştan sonra su tablası üç metre yükseldi.
-
A falling water table can dry up shallow wells across a whole village.Düşen bir su tablası, bütün bir köydeki sığ kuyuları kurutabilir.
Phrases 60
See all- watern.su, şebeke suyu
- waterv.sulamak, (göz) yaşarmak
- water bath canningn.su banyolu konserveleme, kaynar su ile konserve yapma
- water billn.su faturası
- water birthn.suda doğum
- water bladdern.su torbası, hidrasyon torbası
- water boilern.su ısıtıcısı
- water bottlen.su şişesi, matara
- water breakn.su molası, su içme molası
- water breakingexpr.suyunun gelmesi, zarların açılması
- water cartn.su arabası, su tankeri
- water chestnutn.su kestanesi
- water contaminationn.su kirliliği, suyun kirlenmesi
- water coolern.su sebili, su soğutucu