ultra
A1A2B1B2C1C2
/ˈʌltrə/
/ˈʌltrə/
-
1
aşırıcı, aşırı uçtaki kişicountable Politics
Someone who holds extreme political views.
-
The politician was accused of being an ultra.Politikacı aşırı olmakla suçlandı.
-
Many ultras refused to accept any compromise.Pek çok aşırıcı hiçbir uzlaşmayı kabul etmedi.
-
-
2
fanatik taraftar, ultra taraftarcountable Football
A member of a group of very passionate and organised fans of a football club.
-
He has been one of the club's ultras since he was a teenager.Gençliğinden beri kulübün ultra taraftarlarından biri.
-
The ultras sang and waved flags for the whole match.Fanatik taraftarlar maç boyunca şarkı söyleyip bayrak salladı.
-
-
3
ultramaratoncountable Sports
An ultramarathon: a running race longer than the standard marathon distance of 42.195 km.
-
She trained for months before running her first ultra.İlk ultramaratonunu koşmadan önce aylarca antrenman yaptı.
-
Ultras often cover distances of 50 kilometers or more.Ultramaratonlar genellikle 50 kilometre veya daha fazla mesafeyi kapsar.
-
-
4
ultramaratoncu, ultra koşucucountable Sports
A runner who competes in ultramarathons.
-
He is an experienced ultra who has finished many mountain races.Birçok dağ yarışını bitirmiş deneyimli bir ultramaratoncu.
-
Ultras need to eat and drink regularly during long mountain races.Ultra koşucuların uzun dağ yarışlarında düzenli olarak yiyip içmesi gerekir.
-