transcend
A1A2B1B2C1C2
/trænˈsɛnd/
/trænˈsɛnd/
- 1 aşmak, ötesine geçmek
- 2 (farklılıkların) üstüne çıkmak, üstesinden gelmek
Definition (English)
- To go beyond the usual limits of something.
- To rise above or overcome something such as differences or difficulties.
Example Sentences
-
Her talent for music transcends cultural barriers.Müzik yeteneği kültürel engelleri aşıyor.
-
Great art transcends time and place.Büyük sanat zamanın ve mekânın ötesine geçer.
-
We must transcend our differences to work together.Birlikte çalışabilmek için farklılıklarımızın üstüne çıkmalıyız.
-
She managed to transcend her difficult childhood.Zor geçen çocukluğunun üstesinden gelmeyi başardı.
Verb Forms Regular
Base
transcend
/trænˈsɛnd/
Past
transcended
/trænˈsɛndɪd/
Participle
transcended
/trænˈsɛndɪd/
Spelling rule
Add ‑edtranscend → transcended
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil /d/ sesiyle bittiği için -ed ayrı bir hece olur ve /ɪd/ okunur. transcended /trænˈsɛndɪd/