starve
A1A2B1B2C1C2
/stɑrv/
/stɑːv/
-
1
açlıktan ölmek
To die because of a lack of food.
-
Many people in the region are starving due to the drought.Bölgedeki birçok insan kuraklık yüzünden açlıktan ölüyor.
-
Without help, many animals could starve during the long winter.Yardım olmazsa birçok hayvan uzun kış boyunca açlıktan ölebilir.
-
-
2
açlık çekmek, aç kalmak
To suffer greatly from not having enough food.
-
The stray cat looked like it had been starving for days.Sokak kedisi günlerdir aç kalmış gibi görünüyordu.
-
Many families starved during the war years.Savaş yıllarında birçok aile açlık çekti.
-
-
3
çok acıkmak, kurt gibi acıkmak Informal
(be starving) To be very hungry.
-
I'm starving, so let's have lunch right now.Kurt gibi acıktım, hadi hemen öğle yemeği yiyelim.
-
The kids were starving after playing outside all afternoon.Çocuklar bütün öğleden sonra dışarıda oynayınca çok acıkmıştı.
-
-
4
(bir şeyden) yoksun bırakmak, mahrum bırakmak
To keep someone or something from having something it needs.
-
The school has been starved of money for years.Okul yıllardır paradan yoksun bırakılıyor.
-
Plants starved of light grow slowly and turn yellow.Işıktan yoksun kalan bitkiler yavaş büyür ve sararır.
-
Verb Forms Regular
Base
starve
/stɑrv/
Past
starved
/stɑrvd/
Participle
starved
/stɑrvd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dstarve → starved
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /v/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. starved /stɑrvd/