soaring
A1A2B1B2C1C2
/ˈsɔrɪŋ/
/ˈsɔːrɪŋ/
-
1
hızla artan, fırlayan
Rising very quickly to a high level.
-
Soaring prices have made it hard for young people to buy homes.Hızla artan fiyatlar, gençlerin ev almasını zorlaştırdı.
-
Many families are worried about soaring energy costs.Birçok aile hızla artan enerji maliyetleri konusunda endişeli.
-
-
2
göğe yükselen, çok yüksek
Very tall or high.
-
The city is famous for its soaring glass towers.Şehir, göğe yükselen cam kuleleriyle ünlüdür.
-
The hall has a soaring ceiling painted with stars.Salonun yıldızlarla boyanmış, çok yüksek bir tavanı var.
-
-
3
planörcülük, planörle süzülme uçuşuuncountable Aviation
The sport of flying a glider, using rising air currents to stay up.
-
He loves the freedom of soaring.Planörle süzülmenin verdiği özgürlüğü seviyor.
-
Soaring requires skill and a good understanding of the weather.Planörcülük, beceri ve hava koşullarını iyi anlamayı gerektirir.
-
Synonyms
skyrocketingrocketinggliding