repatriate
A1A2B1B2C1C2
/riːˈpætriˌeɪt/
/rɪˈpætriˌeɪt/
-
1
ülkesine göndermek, vatanına iade etmek FormalLaw
To send someone back to their own country.
-
The government decided to repatriate the refugees.Hükümet mültecileri ülkelerine göndermeye karar verdi.
-
Prisoners of war were repatriated after the peace treaty.Savaş esirleri barış anlaşmasından sonra vatanlarına iade edildi.
-
-
2
ülkesine para göndermek, sermayeyi ülkesine transfer etmek FormalEconomics
To send money or profits back to your own country.
-
Foreign companies are allowed to repatriate their profits.Yabancı şirketlerin kârlarını kendi ülkelerine transfer etmelerine izin veriliyor.
-
Workers abroad often repatriate a large portion of their earnings.Yurtdışındaki işçiler genellikle kazançlarının büyük bir kısmını ülkelerine gönderirler.
-
-
3
ülkesine dönen kimsecountable Formal
A person who has returned to their native country.
-
The association helps recent repatriates find housing.Dernek, ülkesine yeni dönenlerin barınacak yer bulmasına yardım ediyor.
-
As a repatriate, he found it hard to adjust to local changes.Ülkesine dönen biri olarak yerel değişikliklere uyum sağlamakta zorlandı.
-
Verb Forms Regular
Base
repatriate
/riːˈpætriˌeɪt/
Past
repatriated
/riːˈpætriˌeɪtɪd/
Participle
repatriated
/riːˈpætriˌeɪtɪd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑drepatriate → repatriated
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil /t/ sesiyle bittiği için -ed ayrı bir hece olur ve /ɪd/ okunur. repatriated /riːˈpætriˌeɪtɪd/