range
A1A2B1B2C1C2
/reɪndʒ/
/reɪndʒ/
-
1
(… ile … arasında) değişmek
To vary between two limits, for example in amount, size or age.
-
Prices range from 50 to 500 lira.Fiyatlar 50 ile 500 lira arasında değişiyor.
-
The students' ages range between 18 and 25.Öğrencilerin yaşları 18 ile 25 arasında değişiyor.
-
-
2
kapsamak, (-e kadar) uzanmak
To include or deal with a variety of different things or subjects.
-
Our conversation ranged over many subjects, from books to football.Sohbetimiz kitaplardan futbola kadar birçok konuya uzandı.
-
The exhibition ranges across five centuries of Turkish art.Sergi Türk sanatının beş yüzyılını kapsıyor.
-
-
3
dolaşmak, (geniş bir alanda) gezinmek
To move freely around a large area.
-
Goats range freely over the hills behind the village.Keçiler köyün arkasındaki tepelerde serbestçe dolaşıyor.
-
His eyes ranged over the crowded room.Gözleri kalabalık odada gezindi.
-
-
4
sıralamak, dizmek Formal
To arrange things or people in a line or in rows.
-
Books were ranged on shelves along every wall.Kitaplar her duvar boyunca raflara dizilmişti.
-
The chairs were ranged in rows facing the stage.Sandalyeler sahneye bakacak şekilde sıra sıra dizilmişti.
-
Verb Forms Regular
Base
range
/reɪndʒ/
Past
ranged
/reɪndʒd/
Participle
ranged
/reɪndʒd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑drange → ranged
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /dʒ/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. ranged /reɪndʒd/
Synonyms
Collocations
range from … to …range between … and …range in sizerange in agerange in pricerange widelyrange overrange acrossprices range from
Phrases 28
See all- range anxietyn.menzil kaygısı, şarj endişesi
- range extendern.menzil uzatıcı, sinyal güçlendirici
- range of motionn.eklem hareket açıklığı, hareket açıklığı
- rangen.yelpaze, çeşitlilik
- a diverse range of somethingcolloc.çok çeşitli, geniş bir yelpaze
- a wide rangecolloc.geniş yelpaze, geniş seçim
- beta rangen.beta aralığı, ters itki konumu
- extended range twinn.uzun menzilli çift motorlu uçak, ETOPS onaylı çift motorlu uçak
- free rangeadj.serbest gezen, serbest dolaşan
- free range kidsn.özgürce büyüyen çocuklar, serbest bırakılmış çocuklar
- free range parentingn.özgür ebeveynlik, serbest ebeveynlik
- free-rangeadj.serbest dolaşan, gezen
- free-range eggsn.gezen tavuk yumurtası
- long range cruisen.uzun menzil seyri, uzun menzil seyir hızı