posed
A1A2B1B2C1C2
/poʊzd/
/pəʊzd/
GeneralPhotography
- 1 poz verilerek çekilmiş, kurgulanmış
Definition (English)
Arranged in a particular, often formal, position for a photograph.
Example Sentences
-
The wedding album was full of stiff, posed photographs.Düğün albümü, poz verilerek çekilmiş kaskatı fotoğraflarla doluydu.
-
It was a posed picture, not a candid one.Bu doğal değil, poz verilerek çekilmiş bir fotoğraftı.