portray
A1A2B1B2C1C2
/pɔrˈtreɪ/
/pɔːˈtreɪ/
-
1
resmetmek, tasvir etmek
To show someone or something in a painting, photograph or piece of writing.
-
The artist portrayed his wife sitting by a window.Sanatçı, karısını pencerenin yanında otururken resmetti.
-
The novel portrays life in a small fishing village.Roman, küçük bir balıkçı köyündeki hayatı tasvir ediyor.
-
-
2
(… olarak) göstermek, yansıtmak
To describe or show someone or something in a particular way, often not completely accurately.
-
The media often portrays politicians in a negative light.Medya politikacıları genellikle olumsuz bir şekilde gösterir.
-
He likes to portray himself as a self-made man.Kendini her şeyi kendi başına başarmış biri olarak göstermeyi sever.
-
-
3
canlandırmak, (rolü) oynamak Cinema
To play a particular character in a film or play.
-
The actor skillfully portrayed the grieving father's emotions.Aktör, kederli babanın duygularını ustalıkla canlandırdı.
-
She portrays a young doctor in the new TV series.Yeni dizide genç bir doktoru canlandırıyor.
-
Verb Forms Regular
Base
portray
/pɔrˈtreɪ/
Past
portrayed
/pɔrˈtreɪd/
Participle
portrayed
/pɔrˈtreɪd/
Spelling rule
Vowel + y: add ‑edportray → portrayed
Fiil sesli harf + y ile bittiği için y değişmez, sonuna -ed eklenir.
Same rule: play → played · enjoy → enjoyed · stay → stayed
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil sesli bir sesle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. portrayed /pɔrˈtreɪd/
Synonyms
Collocations
portray a characterportray a sceneportray emotionsportray someone asportray in a filmportray in a book