partial
A1A2B1B2C1C2
/ˈpɑrʃəl/
/ˈpɑːʃəl/
-
1
kısmi
Not complete; only a part of something.
-
We have only a partial view of the mountains from here.Buradan dağların sadece kısmi bir görünümüne sahibiz.
-
The company made a partial payment and promised the rest later.Şirket kısmi bir ödeme yaptı ve kalanını sonra ödeyeceğine söz verdi.
-
-
2
taraflı
Showing unfair favour to one person or group.
-
The judge was accused of being partial to the defendant.Yargıç, sanığı kayırmakla suçlandı.
-
A referee must never be partial during a match.Bir hakem maç sırasında asla taraflı olmamalıdır.
-
-
3
(bir şeye) düşkün, (bir şeyi) çok seven Informal
Liking something very much.
-
I'm quite partial to hot chocolate in winter.Kışın sıcak çikolataya epey düşkünümdür.
-
My grandfather was always partial to a slice of apple pie.Dedem bir dilim elmalı turtaya her zaman düşkündü.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
partial viewpartial paymentpartial successpartial solutionpartial agreementpartial eclipse