pad
A1A2B1B2C1C2
/pæd/
/pæd/
-
1
ped, koruyucu yastıkcountable
A thick piece of soft material used to protect something or make it more comfortable.
-
She put a pad under her knee.Dizinin altına bir ped koydu.
-
Football players wear pads to protect their knees and shoulders.Futbolcular dizlerini ve omuzlarını korumak için koruyucu ped takar.
-
-
2
bloknot, not deftericountable
A number of sheets of paper fastened together at one edge, used for writing or drawing.
-
I wrote a note on my pad.Bloknotuma bir not yazdım.
-
She keeps a pad and pen next to the phone.Telefonun yanında bir bloknot ve kalem bulunduruyor.
-
-
3
iniş alanı, fırlatma rampasıcountable Aviation
A flat area where helicopters land or from which rockets are launched.
-
The helicopter landed on the pad behind the hospital.Helikopter hastanenin arkasındaki iniş alanına indi.
-
The rocket stood on the launch pad, ready for take-off.Roket fırlatma rampasında kalkışa hazır bekliyordu.
-
Phrases 21
See all- pad thain.pad thai
- padv.dolgu koymak, (yumuşak malzemeyle) kaplamak
- accessory padn.aksesuar yuvası
- blast padn.jet püskürtme koruma alanı
- blast pad markingn.eşik öncesi alan işareti
- brake padn.fren balatası
- crash padn.geçici kalacak yer, geçici konaklama yeri
- crush padn.ezme alanı, üzüm işleme alanı
- D-padn.yön tuşları, D-pad
- de-icing padn.buz çözme alanı, buz çözme platformu
- deicing padn.buz çözme alanı
- ink padn.ıstampa, mürekkep yastığı
- jack padn.kriko pedi, kriko takozu
- khao padn.khao pad, Tay usulü kızarmış pilav