minuscule
A1A2B1B2C1C2
/ˈmɪnəˌskjul/
/ˈmɪnəˌskjuːl/
- 1 çok küçük, küçücük, ufacık
Definition (English)
Extremely small.
Example Sentences
-
The ant carried a minuscule crumb of bread back to its nest.Karınca yuvasına küçücük bir ekmek kırıntısı taşıdı.
-
There was only a minuscule amount of sugar left in the bowl.Kasede sadece çok az miktarda şeker kalmıştı.