magnetize
A1A2B1B2C1C2
/ˈmægnəˌtaɪz/
/ˈmægnɪˌtaɪz/
GeneralPhysics
- 1 mıknatıslamak
Definition (English)
To make something magnetic.
Example Sentences
-
The strong magnet can magnetize iron objects placed nearby.Güçlü mıknatıs yakındaki demir nesneleri mıknatıslayabilir.
-
You can magnetize a needle by rubbing it with a magnet.Bir iğneyi mıknatısla sürterek mıknatıslayabilirsin.
General
- 1 cezbetmek, kendine çekmek
Definition (English)
To attract someone strongly.
Example Sentences
-
His charismatic personality seemed to magnetize everyone in the room.Onun karizmatik kişiliği odadaki herkesi kendine çekiyordu.
-
The singer's powerful voice magnetized the audience from the first song.Şarkıcının güçlü sesi seyirciyi ilk şarkıdan itibaren cezbetti.
Verb Forms Regular
Base
magnetize
/ˈmægnəˌtaɪz/
Past
magnetized
/ˈmægnəˌtaɪzd/
Participle
magnetized
/ˈmægnəˌtaɪzd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dmagnetize → magnetized
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /z/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. magnetized /ˈmægnəˌtaɪzd/