long
A1A2B1B2C1C2
/lɔŋ/
/lɒŋ/
-
1
uzun
Measuring a great distance from one end to the other.
-
She has beautiful long hair down to her waist.Beline kadar uzanan güzel uzun saçları var.
-
It's a long way from here to the coast.Buradan kıyıya uzun bir yol var.
-
-
2
uzun süren, uzun süreli
Continuing for a great amount of time.
-
We had a long talk about our plans.Planlarımız hakkında uzun uzun konuştuk.
-
I haven't seen you for a long time!Seni uzun zamandır görmedim!
-
-
3
(… metre) uzunluğunda, (… saat) süren
Used to say or ask what the length or the time of something is.
-
The bridge is about two kilometres long.Köprü yaklaşık iki kilometre uzunluğunda.
-
How long is the film you want to see?Görmek istediğin film ne kadar sürüyor?
-
-
4
bitmek bilmeyen, yorucu
Seeming to last longer than it really does, because it is boring or tiring.
-
It's been a long day, and I need some rest.Bitmek bilmeyen bir gün oldu, biraz dinlenmem lazım.
-
The last week before a holiday always feels long.Tatilden önceki son hafta hep bitmek bilmez.
-
-
5
kabarık, uzun (liste, kitap vb.)
Containing many pages, items or words.
-
I have a long list of things to do today.Bugün yapacak işlerden oluşan kabarık bir listem var.
-
It's a long book, but it's easy to read.Uzun bir kitap ama okuması kolay.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
a long timea long waylong haira long daylong-termlong-distancein the long runa long listat long lastgo a long way
Phrases 60
See all- long agoexpr.uzun zaman önce, çok eskiden
- long and short stitchn.uzun ve kısa dikiş, gölgeleme dikişi
- long arm of the lawidiomkanunun uzun kolu, adaletin eli
- long beann.uzun fasulye, börülce
- long blackn.long black
- long bonen.uzun kemik
- long boxn.çizgi roman saklama kutusu, uzun kutu
- long canen.beyaz baston, uzun baston
- long cornern.uzun köşe vuruşu
- long COVIDn.uzun COVID, COVID sonrası sendrom
- long exposuren.uzun pozlama
- long grainadj.uzun taneli
- long hauladj.uzun mesafeli, uzun menzilli
- long in the toothidiomyaşı geçmiş, yaşlanmış