human
A1A2B1B2C1C2
/ˈhjumən/
/ˈhjuːmən/
-
1
insan, insana ait, beşerî
Connected with people rather than with animals, machines or gods.
-
The human body is about sixty per cent water.İnsan vücudunun yaklaşık yüzde altmışı sudur.
-
Every person has basic human rights.Herkesin temel insan hakları vardır.
-
-
2
insana özgü, insanlık hâli (olan)
Showing the weaknesses that are typical of people, so that mistakes can be forgiven.
-
It's only human to make mistakes.Hata yapmak insanlık hâlidir.
-
The accident was caused by human error.Kaza insan hatasından kaynaklandı.
-
-
3
insancıl, sıcak (kalpli)
Kind and showing an understanding of other people's feelings.
-
The boss seemed cold at first, but he's actually very human.Patron ilk başta soğuk görünüyordu ama aslında çok insancıl biri.
-
The new manager has a more human approach to staff problems.Yeni müdürün çalışanların sorunlarına daha insancıl bir yaklaşımı var.
-
Synonyms
Antonyms
non-humaninhuman
Collocations
human beingthe human bodyhuman naturehuman rightshuman errorthe human racehuman lifehuman resourcesonly humanthe human touchhuman interest
Phrases 24
See all- human beingn.insan, insanoğlu
- human bingon.insan bingosu, tanışma bingosu
- human bodyn.insan vücudu
- human capitaln.beşeri sermaye, insan sermayesi
- human capital managementn.insan sermayesi yönetimi
- human centered designn.insan odaklı tasarım, insan merkezli tasarım
- human cloningn.insan klonlama
- human developmentn.insani gelişme
- human development indexn.insani gelişme endeksi
- human factorsn.insan faktörleri, insan etkenleri
- human flagn.insan bayrağı (duruşu)
- human naturen.insan doğası
- human resourcesn.insan kaynakları, insan gücü
- human rightsn.insan hakları