hostile
A1A2B1B2C1C2
/hɑˈstaɪl/
/ˈhɒstaɪl/
-
1
düşmanca, hasmane
Very unfriendly or aggressive.
-
The crowd became hostile after the announcement.Duyurudan sonra kalabalık düşmanca bir tavır aldı.
-
She gave me a hostile look when I sat down.Oturduğumda bana düşmanca bir bakış attı.
-
-
2
(bir şeye) karşı, karşı çıkan
Strongly against something.
-
He was hostile to any new suggestions.Her yeni öneriye şiddetle karşıydı.
-
Many residents are hostile to the plan for a new motorway.Birçok bölge sakini yeni otoyol planına karşı.
-
-
3
düşman Military
Belonging to an enemy.
-
The pilot reported an unknown aircraft, but it was not hostile.Pilot tanımlanamayan bir uçak bildirdi ama uçak düşman değildi.
-
Radar operators watched the screen for hostile aircraft.Radar operatörleri düşman uçakları için ekranı izledi.
-
-
4
zorlu, elverişsiz
Very difficult or unpleasant to live or work in.
-
They survived in a hostile desert environment.Zorlu bir çöl ortamında hayatta kaldılar.
-
Antarctica is one of the most hostile places on Earth.Antarktika dünyanın en zorlu yerlerinden biridir.
-