gaslight
A1A2B1B2C1C2
/ˈgæslaɪt/
/ˈgæslaɪt/
GeneralPsychology
- 1 (birini) kendi aklından şüphe ettirmek, (birinin) aklıyla oynamak
Definition (English)
To manipulate someone into doubting that person's own memory, judgement or sense of reality.
Example Sentences
-
He tried to gaslight her into doubting her memories.Anılarından şüphe etmesi için onun aklıyla oynamaya çalıştı.
-
He kept gaslighting his sister by denying things he had clearly said.Açıkça söylediği şeyleri inkâr ederek kız kardeşini sürekli kendi aklından şüphe ettiriyordu.
General
- 1 havagazı ışığı, havagazı lambası countable or uncountable
Definition (English)
Light produced by burning gas, or a lamp that gives this light.
Example Sentences
-
In the nineteenth century, the city streets were lit by gaslight.On dokuzuncu yüzyılda şehrin sokakları havagazı lambalarıyla aydınlatılıyordu.
-
The old house still had a gaslight above the front door.Eski evin ön kapısının üstünde hâlâ bir havagazı lambası vardı.
Verb Forms Irregular A-B-B · Past ve participle aynı
Base
gaslight
/ˈgæslaɪt/
Past
gaslit
/ˈgæslɪt/
Participle
gaslit
/ˈgæslɪt/
How the past is formed
No ‑ed✗gaslighted ✓gaslit
Bu fiil düzensizdir: -ed kuralı uygulanmaz, past ve participle biçimleri ezberlenir.
- Pastgaslight → gaslitOrtadaki “gh” harfleri düşer.
- Participlegaslight → gaslitParticiple, past ile aynıdır.
Collocations
gaslight someone into believing somethinggaslight someoneby gaslight