fulfillment
A1A2B1B2C1C2
/fʊlˈfɪlmənt/
/fʊlˈfɪlmənt/
-
1
tatmin, doyumuncountable
A feeling of happiness and satisfaction from doing something useful or achieving something.
-
She finds great fulfillment in helping others.Başkalarına yardım etmekten büyük tatmin duyuyor.
-
Many people look for a sense of fulfillment in their work.Birçok insan işinde bir doyum duygusu arar.
-
-
2
yerine getirme, gerçekleşmeuncountable
The act of making something happen or completing a promise, duty or request.
-
The fulfillment of their dreams took many years.Hayallerinin gerçekleşmesi uzun yıllar aldı.
-
The fulfillment of the contract is our first priority.Sözleşmenin yerine getirilmesi ilk önceliğimizdir.
-
-
3
sipariş karşılamauncountable Business
The process of receiving, processing, and delivering customer orders.
-
Efficient order fulfillment is key to customer satisfaction.Etkili sipariş karşılama, müşteri memnuniyeti için anahtardır.
-
The company opened a new fulfillment center near the airport.Şirket havalimanının yakınında yeni bir sipariş karşılama merkezi açtı.
-