final
A1A2B1B2C1C2
/ˈfaɪnəl/
/ˈfaɪnəl/
-
1
finalcountable
The last game or race in a competition, which decides the winner.
-
Our team reached the cup final.Takımımız kupa finaline yükseldi.
-
Millions of people watched the World Cup final on TV.Milyonlarca kişi Dünya Kupası finalini televizyondan izledi.
-
-
2
final sınavı, dönem sonu sınavıcountable
An exam taken at the end of a course or a school year.
-
I have three finals next week.Gelecek hafta üç final sınavım var.
-
She studied all night for her chemistry final.Kimya final sınavı için bütün gece çalıştı.
-
-
3
son yaklaşma, son yaklaşma bacağıuncountable Aviation
In aviation, the final approach: the last part of an approach, with the aircraft in line with the runway.
-
TC-ABC, runway two four, report final.TC-ABC, pist iki dört, son yaklaşmada rapor verin.
-
We were on short final when the tower told us to go around.Kule pas geçmemizi söylediğinde pistin hemen önünde, son yaklaşmadaydık.
-
Synonyms
decider
Collocations
the cup finalthe World Cup finalreach the finalplay in the finalwin the finalthe finalsfinal examson finalturn finalshort finalreport final
Phrases 24
See all- Final approachn.son yaklaşma
- final approach fixn.son yaklaşma noktası, son yaklaşma fiksi
- final approach segmentn.son yaklaşma segmenti
- final approach separationn.son yaklaşma ayırması
- final approach speedn.son yaklaşma hızı
- final bossn.son boss, nihai düşman
- final checkn.son kontrol
- final closen.son kapanış, nihai kapanış
- final examn.final sınavı, dönem sonu sınavı
- final gliden.son süzülme
- final gravityn.son yoğunluk, nihai yoğunluk
- final offern.son teklif, nihai teklif
- final paymentn.son ödeme
- final proofn.son mayalanma, son dinlendirme