eyeball
A1A2B1B2C1C2
/ˈaɪˌbɔl/
/ˈaɪbɔːl/
Informal
- 1 (birini) dik dik süzmek, (birine) gözünü dikip bakmak
- 2 göz kararı tahmin etmek, gözle ölçmek
Definition (English)
- To look at someone or something closely and for a long time, often in a rude or unfriendly way.
- To guess an amount or a size by looking at it, without measuring it.
Example Sentences
-
The two players eyeballed each other before the match.İki oyuncu maçtan önce birbirini dik dik süzdü.
-
The security guard eyeballed me as I walked past.Yanından geçerken güvenlik görevlisi gözünü dikip bana baktı.
-
I didn't use a measuring cup; I just eyeballed the flour.Ölçü kabı kullanmadım, unu göz kararı koydum.
-
He eyeballed the gap and decided the sofa would fit.Boşluğu gözüyle ölçtü ve kanepenin sığacağına karar verdi.
Verb Forms Regular
Base
eyeball
/ˈaɪˌbɔl/
Past
eyeballed
/ˈaɪˌbɔld/
Participle
eyeballed
/ˈaɪˌbɔld/
Spelling rule
Add ‑edeyeball → eyeballed
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /l/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. eyeballed /ˈaɪˌbɔld/
Synonyms
Collocations
eyeball someoneeyeball each othereyeball someone suspiciouslyeyeball the measurementsjust eyeball it