disk
A1A2B1B2C1C2
/dɪsk/
/dɪsk/
-
1
disk, yuvarlak levhacountable
A thin, flat, round object.
-
The moon looked like a silver disk in the sky.Ay gökyüzünde gümüş bir disk gibi görünüyordu.
-
The machine cuts metal sheets into small disks.Makine metal levhaları küçük diskler halinde kesiyor.
-
-
2
bilgisayar diski, depolama diskicountable Computer Science
A device or a flat round object used for storing computer data.
-
The file is too large to save on this disk.Dosya bu diske kaydedilemeyecek kadar büyük.
-
My computer's disk is almost full.Bilgisayarımın diski neredeyse dolu.
-
-
3
omurlar arası diskcountable Anatomy
One of the pieces of cartilage between the bones of the spine.
-
He has a slipped disk in his lower back.Belinde disk kayması var.
-
Lifting heavy boxes can damage the disks in your back.Ağır kutular kaldırmak sırtınızdaki omurlar arası diskleri zedeleyebilir.
-