dig
A1A2B1B2C1C2
/dɪg/
/dɪg/
-
1
kazı alanı, kazıcountable
A place where archaeologists are digging to find old objects.
-
They found ancient pottery at the dig.Kazı alanında antik çanak çömlek buldular.
-
The students helped out at the summer dig.Öğrenciler yaz kazısında yardım etti.
-
-
2
laf sokma, iğnelemecountable Informal
A remark that is meant to criticize or annoy someone.
-
That comment about being late was a dig at me.Geç kalmakla ilgili o yorum bana laf sokmaktı.
-
She couldn't resist making a dig at her brother's cooking.Kardeşinin yemeklerine laf sokmadan duramadı.
-
-
3
kurtarış (voleybol), savunma manşeticountable Sports
In volleyball, a defensive move to prevent a hard-hit ball from touching the floor.
-
Her diving dig kept the rally alive.Onun kendini yere atarak yaptığı kurtarış rallinin sürmesini sağladı.
-
The libero is known for spectacular digs.Libero, olağanüstü kurtarışlarıyla bilinir.
-
Synonyms
excavation sitearchaeological site
Collocations
Phrases 8
See all- dig deepidiomderinlemesine araştırmak, tüm gücünü ortaya koymak
- dig inphr.v.(yemeğe) iştahla başlamak, yemeğe dalmak
- dig intophr.v.(bir konuyu) araştırmak, incelemek
- dig outphr.v.kazıp çıkarmak, kazarak kurtarmak
- dig seasonn.kazı sezonu
- dig siten.kazı alanı
- dig upphr.v.kazıp çıkarmak, topraktan çıkarmak
- digv.kazmak, eşmek