city
A1A2B1B2C1C2
/ˈsɪti/
/ˈsɪti/
-
1
şehir, kentcountable
A large and important town.
-
They live in a small city near the coast.Sahile yakın küçük bir şehirde yaşıyorlar.
-
New York is a very famous city.New York çok ünlü bir şehirdir.
-
-
2
şehir halkı, kent halkıcountable
All the people who live in a city.
-
The whole city came out to watch the parade.Bütün şehir halkı geçit törenini izlemek için sokaklara döküldü.
-
The city was shocked by the news.Şehir halkı haberle sarsıldı.
-
-
3
belediye, şehir yönetimicountable
The local government of a city.
-
The city has decided to build a new bridge.Belediye yeni bir köprü yapmaya karar verdi.
-
He has worked for the city for twenty years.Yirmi yıldır belediyede çalışıyor.
-
-
4
(Londra'nın) finans merkeziuncountable
The City: the financial centre of London, where many banks and companies are.
-
She works for a bank in the City.Londra'nın finans merkezindeki bir bankada çalışıyor.
-
Many people who work in the City travel in by train.Londra'nın finans merkezinde çalışan birçok kişi işe trenle gidiyor.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 25
See all- city bondn.belediye tahvili
- city centern.şehir merkezi
- city dashboardn.şehir paneli, şehir gösterge paneli
- city farmn.şehir çiftliği
- city halln.belediye binası, belediye sarayı
- city ordinancen.belediye yönetmeliği, belediye düzenlemesi
- city pairn.şehir çifti
- city passn.şehir kartı
- city plannern.şehir plancısı, kent plancısı
- city tourn.şehir turu
- 3D city modeln.3D şehir modeli, üç boyutlu şehir modeli
- 15 minute cityn.15 dakikalık şehir
- 15-minute cityn.15 dakikalık şehir
- big citycolloc.büyük şehir