capacity
A1A2B1B2C1C2
/kəˈpæsɪti/
/kəˈpæsɪti/
- 1 kapasite
- 2 hacim, yetenek
Definition (English)
- The maximum amount that something can hold or produce.
- The ability to do something, or a particular role.
Example Sentences
-
The stadium has a seating capacity of 50,000.Stadyumun 50.000 kişilik oturma kapasitesi var.
-
She was acting in her capacity as a legal advisor.Hukuk danışmanı sıfatıyla hareket ediyordu.
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 13
See all- capacity buildingn.kapasite geliştirme, yetkinlik artırma
- capacity crowdn.tam kapasite seyirci, kapalı gişe kalabalık
- capacity factorn.kapasite faktörü
- capacity lossn.kapasite kaybı
- capacity marketn.kapasite piyasası, kapasite mekanizması
- capacity planningn.kapasite planlaması
- capacity testn.kapasite testi
- capacity utilizationn.kapasite kullanım oranı
- aerobic capacityn.aerobik kapasite
- bearing capacityn.taşıma kapasitesi, zemin taşıma gücü
- demand and capacity balancingn.talep ve kapasite dengeleme
- mental capacityn.zihinsel kapasite, ayırt etme gücü
- sector capacityn.sektör kapasitesi