call
-
1
(telefonla) aramak, telefon etmek, (telsizle) çağırmak
To telephone someone, or to contact someone by radio.
-
I'll call you as soon as I get home.Eve varır varmaz seni ararım.
-
The pilot called the tower to report an engine problem.Pilot, motor arızasını bildirmek için kuleyi çağırdı.
-
-
2
(adını) koymak, adlandırmak
To give someone or something a particular name.
-
They called their new puppy Max.Yeni yavru köpeklerinin adını Max koydular.
-
What is this flower called in English?Bu çiçeğin İngilizcedeki adı ne?
-
-
3
demek, nitelendirmek
To describe someone or something in a particular way.
-
Are you calling me a liar?Bana yalancı mı diyorsun?
-
I wouldn't call it a big house, but it's comfortable.Ona büyük bir ev demezdim ama rahat.
-
-
4
seslenmek, bağırmak
To shout or say something loudly to get someone's attention.
-
I heard someone calling my name.Birinin bana adımla seslendiğini duydum.
-
She called to the children to come inside.Çocuklara içeri gelmeleri için seslendi.
-
-
5
çağırmak
To ask someone to come to you, especially to help.
-
Quick, call an ambulance! She has fallen down the stairs.Çabuk ambulans çağırın! Merdivenlerden düştü.
-
We had to call a plumber to fix the pipe.Boruyu tamir etmesi için tesisatçı çağırmak zorunda kaldık.
-
-
6
(toplantı) düzenlemek, (grev/seçim) ilan etmek
To arrange for something such as a meeting or a strike to happen.
-
The manager called a meeting to discuss the problem.Müdür sorunu görüşmek için bir toplantı düzenledi.
-
The workers have called a strike for next Monday.İşçiler gelecek pazartesi için grev ilan etti.
-
-
7
uğramak, kısa bir ziyaret yapmak
To make a short visit to a person or place.
-
I'll call at your office after lunch.Öğle yemeğinden sonra ofisine uğrarım.
-
A man called this morning to read the gas meter.Bu sabah doğalgaz sayacını okumak için bir adam uğradı.
-
-
8
anons etmek, duyurmak
To announce something officially, for example that a flight is ready for boarding.
-
They're calling our flight; we need to go to the gate.Uçuşumuzu anons ediyorlar, kapıya gitmemiz gerek.
-
Please wait until your row number is called.Lütfen sıra numaranız anons edilene kadar bekleyin.
-
Verb Forms Regular
Add ‑edcall → called
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /l/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. called /kɔld/
Synonyms
Collocations
Phrases 58
See all- call 911expr.911'i aramak, acil yardım hattını aramak
- call a trucecolloc.geçici olarak barışmak, ateşkes yapmak
- call and responsen.çağrı ve yanıt, karşılıklı söyleme
- call attentionexpr.dikkat çekmek
- call backphr.v.geri aramak, tekrar çağırmak
- call buttonn.çağrı düğmesi, yardım düğmesi
- call centern.çağrı merkezi
- call daten.erken itfa tarihi, geri alım tarihi
- call extensionn.arama uzantısı
- call featuren.geri çağırma özelliği, erken itfa hakkı
- call forphr.v.gerektirmek, (bir şeyin yapılmasını) talep etmek
- call for papersn.bildiri çağrısı, makale çağrısı
- call inphr.v.telefonla haber vermek, (programı) telefonla aramak
- call in sickphr.v.(işe) hasta olduğunu bildirmek, hastalık nedeniyle işe gelemeyeceğini söylemek