cabin
A1A2B1B2C1C2
/ˈkæbən/
/ˈkæbɪn/
-
1
kulübecountable
A small, simple house, often made of wood.
-
We stayed in a cozy cabin by the lake.Göl kenarında rahat bir kulübede kaldık.
-
They built a log cabin in the mountains.Dağlarda kütükten bir kulübe yaptılar.
-
-
2
kamaracountable Maritime
A small room for sleeping on a ship.
-
Our cabin on the ferry had two small beds.Feribottaki kamaramızda iki küçük yatak vardı.
-
The captain's cabin is at the back of the ship.Kaptanın kamarası geminin arka tarafında.
-
-
3
kabin, yolcu kabinicountable Aviation
The area of an aircraft where the passengers sit.
-
The cabin was quiet during the long night flight.Uzun gece uçuşu boyunca kabin sessizdi.
-
Cabin crew, please prepare for takeoff.Kabin ekibi, kalkış için hazırlanın.
-
Synonyms
Collocations
Phrases 31
See all- cabin allowancen.kabin bagajı hakkı, el bagajı hakkı
- cabin altituden.kabin irtifası
- cabin altitude indicatorn.kabin irtifası göstergesi, kabin yüksekliği göstergesi
- cabin altitude warningn.kabin irtifası uyarısı
- cabin attendantn.kabin görevlisi, kabin memuru
- cabin baggagen.kabin bagajı, el bagajı
- cabin briefingn.kabin brifingi, kabin bilgilendirmesi
- cabin cleaningn.kabin temizliği, iç kabin temizliği
- cabin climbn.kabin irtifa artışı, kabin tırmanışı
- cabin configurationn.kabin yapılandırması, kabin düzenlemesi
- cabin crewn.kabin ekibi, uçuş görevlileri
- cabin crew briefingn.kabin ekibi brifingi
- cabin doorn.kabin kapısı, uçak kapısı
- cabin lightn.kabin ışığı