buoyant
A1A2B1B2C1C2
/ˈbɔɪənt/
/ˈbɔɪənt/
-
1
yüzer, batmaz
Able to float easily; not sinking.
-
The life raft is designed to be buoyant.Can salı yüzebilir şekilde tasarlanmıştır.
-
Salt water makes swimmers more buoyant than fresh water.Tuzlu suda insan, tatlı suya göre daha kolay su üstünde kalır.
-
-
2
neşeli, iyimser
Cheerful and optimistic.
-
Her buoyant spirit lifted everyone's mood.Onun neşeli hali herkesin moralini yükseltti.
-
He was in a buoyant mood after passing his exams.Sınavlarını geçtikten sonra neşeli bir ruh halindeydi.
-
-
3
canlı, hareketli Economics
Successful and growing, with prices, sales or demand rising.
-
The housing market remains buoyant despite higher interest rates.Konut piyasası faiz artışlarına rağmen canlılığını koruyor.
-
Sales were buoyant throughout the summer.Satışlar yaz boyunca canlı seyretti.
-