breed
A1A2B1B2C1C2
/brid/
/briːd/
-
1
üremek, yavrulamak
To have sex and produce young animals.
-
Dogs usually breed in the spring.Köpekler genellikle ilkbaharda yavru yapar.
-
Many birds breed in the same place every year.Birçok kuş her yıl aynı yerde ürer.
-
-
2
yetiştirmek
To keep animals or grow plants in order to produce young ones, often with particular qualities.
-
This farm breeds prize-winning horses.Bu çiftlik ödüllü atlar yetiştiriyor.
-
They breed cattle for meat.Et için sığır yetiştiriyorlar.
-
-
3
doğurmak, yol açmak
To cause a particular feeling or situation to develop.
-
Success often breeds confidence in young players.Başarı genç oyuncularda çoğu zaman özgüven doğurur.
-
Keeping secrets from each other only breeds mistrust.Birbirinizden sır saklamak yalnızca güvensizliğe yol açar.
-
Verb Forms Irregular A-B-B · Past ve participle aynı
Base
breed
/brid/
Past
bred
/brɛd/
Participle
bred
/brɛd/
How the past is formed
No ‑ed✗breeded ✓bred
Bu fiil düzensizdir: -ed kuralı uygulanmaz, past ve participle biçimleri ezberlenir.
- Pastbreed → bredÇift sesli harf tekleşir: ee → e.
- Participlebreed → bredParticiple, past ile aynıdır.
Synonyms
Collocations
breed animalsbreed dogsbreed cattlebreed in captivitybreed rapidly