breakout
A1A2B1B2C1C2
/ˈbreɪˌkaʊt/
/ˈbreɪkaʊt/
-
1
firar, hapishaneden kaçışcountable
An escape from prison, often by a group of prisoners.
-
Guards increased security after last year's breakout.Gardiyanlar geçen yılki firardan sonra güvenliği artırdı.
-
The film tells the story of a famous prison breakout.Film ünlü bir hapishane firarının hikâyesini anlatıyor.
-
-
2
grup oturumu, alt grup oturumucountable Business
A small group session at a conference, where people discuss one topic.
-
We attended a breakout session on digital marketing.Dijital pazarlama üzerine bir grup oturumuna katıldık.
-
The breakout group presented their findings.Alt grup bulgularını sundu.
-
-
3
ün kazandıran, çıkış yaptıran Entertainment
Making a person or thing suddenly successful or famous.
-
Her breakout role came in a small independent film.Ona ün kazandıran rol küçük bağımsız bir filmde geldi.
-
The band's breakout album sold over a million copies.Gruba ün kazandıran albüm bir milyondan fazla sattı.
-