bread
A1A2B1B2C1C2
/brɛd/
/brɛd/
- 1 pane etmek, galeta ununa bulamak
Definition (English)
To cover food with breadcrumbs before cooking it, usually by frying.
Example Sentences
-
Bread the chicken pieces and fry them until golden.Tavuk parçalarını pane edip altın rengini alana kadar kızartın.
-
The fish was lightly breaded and served with lemon.Balık hafifçe galeta ununa bulanmış ve limonla servis edilmişti.
Verb Forms Regular
Base
bread
/brɛd/
Past
breaded
/brɛdɪd/
Participle
breaded
/brɛdɪd/
Spelling rule
Add ‑edbread → breaded
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil /d/ sesiyle bittiği için -ed ayrı bir hece olur ve /ɪd/ okunur. breaded /brɛdɪd/
Phrases 21
See all- bread and butteridiomekmek kapısı, ana geçim kaynağı
- bread and butter picklen.tatlı salatalık turşusu, tatlı-ekşi salatalık turşusu
- bread basketn.ekmek sepeti
- bread boardn.ekmek tahtası
- bread dipn.dip sos, ekmeğe banılan sos
- bread flourn.ekmeklik un
- bread knifen.ekmek bıçağı
- bread platen.ekmek tabağı
- breadn.ekmek
- artisan breadn.el yapımı ekmek, artizan ekmek
- banana breadn.muzlu ekmek, muz ekmeği
- corn breadn.mısır ekmeği
- date breadn.hurmalı ekmek
- garlic breadn.sarımsaklı ekmek