books
A1A2B1B2C1C2
/bʊks/
/bʊks/
-
1
muhasebe kayıtları, hesap defterlericountable
The written records of the money that a business receives and spends.
-
Her job is to keep the books for the family shop.Görevi aile dükkânının muhasebe kayıtlarını tutmak.
-
An accountant checked the books and found a mistake.Bir muhasebeci hesap defterlerini inceledi ve bir hata buldu.
-
-
2
kayıtlar, (üye/müşteri) listesicountable
The official list of the members, employees or customers of an organization.
-
The agency has over five hundred actors on its books.Ajansın kayıtlarında beş yüzden fazla oyuncu var.
-
The club has about two hundred members on its books.Kulübün kayıtlı yaklaşık iki yüz üyesi var.
-
-
3
(birinin) gözüne girmiş olma, (birinin) kara listesinde olmacountable Informal
Used in 'be in someone's good books' or 'bad books', meaning liked or disliked by that person.
-
I washed the car, so I'm in Mum's good books now.Arabayı yıkadım, o yüzden şimdi annemin gözüne girdim.
-
He forgot her birthday and is in her bad books.Doğum gününü unuttu ve şimdi onun kara listesinde.
-
Synonyms
Collocations
keep the booksdo the booksbalance the bookscook the bookson the bookson someone's booksin someone's good booksin someone's bad bookshit the booksclose the books
Phrases 9
See all- books and recordsn.defter ve kayıtlar
- bury yourself in your booksidiomkitaplara gömülmek
- close the booksidiomdefterleri kapatmak, hesap dönemini kapatmak
- cook the booksidiomhesaplarla oynamak, defterlerde hile yapmak
- double booksn.çift defter
- hit the booksidiomders çalışmaya başlamak, kitaplara sarılmak
- in the booksidiomkayıtlarda, kayıtlara geçmiş
- living booksn.yaşayan kitaplar
- off the booksidiomkayıt dışı, resmi kayıtlara geçmemiş