blended
A1A2B1B2C1C2
/ˈblɛndɪd/
/ˈblɛndɪd/
General
- 1 harmanlanmış, karma
Definition (English)
Made by mixing different kinds or parts together into one.
Example Sentences
-
This blended tea mixes black tea with dried orange peel.Bu harmanlanmış çay, siyah çayı kurutulmuş portakal kabuğuyla karıştırıyor.
-
Our school uses a blended approach of online and classroom lessons.Okulumuz çevrim içi ve yüz yüze derslerden oluşan karma bir yöntem kullanıyor.
GeneralCooking
- 1 blenderdan geçirilmiş, püre haline getirilmiş
Definition (English)
Made into a smooth liquid in a blender.
Example Sentences
-
She drinks a glass of blended fruit every morning.Her sabah bir bardak blenderdan geçirilmiş meyve içiyor.
-
Add the blended tomatoes to the pan and stir well.Blenderdan geçirilmiş domatesleri tavaya ekleyip iyice karıştırın.