best
A1A2B1B2C1C2
/bɛst/
/bɛst/
-
1
en iyi
Of the highest quality; better than all others.
-
This is the best cake I've ever had.Bu, şimdiye kadar yediğim en iyi kek.
-
She is the best student in our class.Sınıfımızın en iyi öğrencisi o.
-
-
2
en uygun, en akıllıca
Most suitable, helpful or sensible in a particular situation.
-
What is the best way to learn a language?Bir dil öğrenmenin en uygun yolu nedir?
-
It's best to book your tickets early.Biletlerini erken almak en akıllıcası.
-
-
3
en yakın
Closest and most loved, especially in "best friend".
-
Ayşe has been my best friend since primary school.Ayşe ilkokuldan beri en yakın arkadaşım.
-
He told the secret only to his best friend.Sırrı yalnızca en yakın arkadaşına anlattı.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 27
See all- best angle climbn.en iyi açıyla tırmanış, Vx tırmanışı
- best beforeexpr.tavsiye edilen tüketim tarihi
- best friendn.en iyi arkadaş, en yakın arkadaş
- best glide speedn.en iyi süzülme hızı
- best mann.baş sağdıç
- best of both worldsidiomiki dünyanın en iyisi, iki tarafın da avantajları
- best offern.en iyi teklif, en yüksek teklif
- best rate climbn.en iyi oranla tırmanış, Vy tırmanışı
- best regardsexpr.saygılarımla, iyi dileklerimle
- best sellern.çok satan, en çok satan kitap/ürün
- bestadv.en iyi şekilde, en iyi
- bestn.en iyisi, elinden gelenin en iyisi
- bestv.(birini) yenmek, (birine) üstün gelmek
- breast is bestexpr.anne sütü en iyisidir