all
A1A2B1B2C1C2
/ɔl/
/ɔːl/
- 1 bütün, tüm
- 2 (-in) tamamı, (gün, yıl) boyunca
Definition (English)
- Used with plural nouns to mean every one of a group of people or things.
- Used with uncountable or singular nouns to mean the whole amount or the whole period of something.
Example Sentences
-
All the students passed the exam this year.Bu yıl bütün öğrenciler sınavı geçti.
-
All children need love and attention.Bütün çocukların sevgiye ve ilgiye ihtiyacı vardır.
-
It rained all day, so we stayed at home.Gün boyunca yağmur yağdı, bu yüzden evde kaldık.
-
Who ate all the cake I left in the fridge?Buzdolabına bıraktığım pastanın tamamını kim yedi?
Synonyms
Antonyms
Collocations
all dayall nightall the timeall the wayall kinds ofall year roundall my lifeall over the worldfor allof all time
Phrases 60
See all- all aboardexpr.Herkes binsin!, Binin, kalkıyoruz!
- all alongexpr.başından beri, ta baştan beri
- all bets are offidiomher şey belirsizleşti, artık hiçbir şey garanti değil
- all betterexpr.tamamen iyileşmiş, geçti
- All Blacksn.All Blacks
- all calln.tüm istasyonlara çağrı, genel kabin çağrısı
- all clearn.tehlike geçti işareti, tehlike geçti sinyali
- all day longexpr.bütün gün, sabahtan akşama
- all earsidiompür dikkat dinleyen, can kulağıyla dinleyen
- all electricadj.tamamen elektrikli, sadece elektrikli
- all engines outadj.tüm motorları durmuş
- All Englandn.All England, Tüm İngiltere
- all foods fitexpr.her yiyeceğe yer var, yasak yiyecek yok
- all hands on deckidiomherkes iş başına, herkes işe koyulsun